Yaşar Tunagür Hocaefendi

Onun yaptığı o coşkun konuşmalar, o güne kadar duyduğum en içten ve en samimi konuşmalardı. Hutbelerinde muhakkak sahabeden örnekler verirdi. Ben zaten sahabe aşığı idim. Bu da beni onu dinlemeye koşturan sebeplerden biriydi.

  • @YasarTunagur

  • Kategoriler

  • Güncelliğini yitirmiş bazı konular kaldırılmaktadır (Ücetsiz site olmasından dolayı kısıtlama yapılıyor) anlayışınız için çok teşekkürler
    Sitemizdeki linkleri veya Videoları açamayanlar Dns lerini 208.67.222.222 208.67.222.220 Yapsınlar

Bir lisan yedi milyar insan

Posted by tunagor 21/06/2011

Yukarıdaki başlık aslında Vietnam Ajans’a ait.

Yani Türkçe Olimpiyatları’nın o harika reklamlarını çeken firmaya. Bu seneki olimpiyatların hazırlığı yapılırken aldıkları özetten ve elde ettikleri ilk intibadan sonra ajansın teklif ettiği slogan buydu. Sonra Yunus Emre’nin o güzelim mısraına dönüldü, ‘Gelin Tanış Olalım’ dendi. İyi de oldu. Yunus’un o samimi, o berrak, o gönülden söylenmiş cümlesi de Türkçe Olimpiyatları’nın ana mesajını çok iyi taşıyor.

Geçen seneki Türkçe Olimpiyatları’nın ana mesajı ‘Türkçe: Sevgi Dili’ idi. Sevgi üzerine bu kadar vurgu yapılması boşuna değil. 130 ülkeden gelen yüzlerce öğrenci, ülkelerindeki elemeleri geçerek yarışmacı olabiliyor ancak. Jüri üyelerini Türkçeyi daha iyi kullandıklarına ikna ettikleri an büyük final için Türkiye’deki yarışmalara katılıyorlar. Bir yandan Türkçe maharetlerini ortaya koyarken, diğer taraftan da kendi ülkelerinin kültürel zenginliklerini tanıtıyorlar. Daha önceki törenlerde şahit olduğumuz gibi, salonu tıklım tıklım dolduran insanlar da o ülkelere ait bayraklarla bu gençleri teşvik ediyor, sevgi ve barışa ortak oluyor. Hatta dünyanın dört bir yanından gelip Olimpiyatlar’a katılan gençler, ülkelerine ait folklor başta olmak üzere kültürel değerleri yansıtan gösteriler de sunuyor. Aslında sevgi mesajının bu kadar diri ve gerçekçi olmasının altında da bu evrensel yaklaşım yatıyor. Bir yanda yarışmalara katılacak kadar Türkçeyi iyi kullanan dünya gençleri; diğer yanda bu gençler vasıtasıyla farklı kültürlerin zenginliklerine vâkıf hale gelen Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları. Empati ve sempati şuuru içinde dünya barışına yelken açma özelliği taşıyor Olimpiyatlar…

‘Afrika’nın bilmem hangi kuytu köşesinde siyahi bir genç Türkçe öğrenmiş de ne olmuş’ ya da ‘Daha önce adını sanını bile duymadığım bir ülkede okul açmanın; o okullarda Türkçe öğretmenin ne faydası var’ gibi cümlelerin arkasına saklanarak yapılan itirazların makul bir gerekçesi yok. Dünya ile doğru iletişim kurmak önemli. Bu iletişim bir başka dil üzerinden de kurulabilir şüphesiz. Nitekim şu an öyle de oluyor. Genellikle İngilizce üzerinden anlaşabiliyoruz ‘yabancı’ insanlarla. Bu da bir yoldur. Bir zamanlar başka diller daha revaçtaydı.

Türkçe ile iletişim kurmanın bambaşka manaları bulunmakta. Türkçe ile hemhal olmak, bu ülkenin kültürüyle yakın temas kurmak demektir. Bu ülkenin mutfağıyla, şarkısıyla, türküsüyle, şiiriyle, folkloruyla. Bugün bir şekilde sizin ruh saffetinize aşina olanlar, yarın sizi daha derinden anlama imkânına sahip olacak. Bu çok önemli. Sadece Türkiye için değil; yeni bir şeyler duymaya susamış yerküremiz için de önemli…

Hemen her konuda olduğu gibi Türkçenin yaygın hale gelmesinde de bir kısım tereddütler yaşanabiliyor. Maalesef öteden beri böyledir; biz, her şeyden önce kendi gölgemizden korkarız. Aynadaki aksinden bu kadar endişe duyan bir başka millet yoktur yeryüzünde. Anadolu’nun yiğit ve müstağni evlatları, dünyanın dört bir yanına gitmiş ve oraya okul açıp Türkçe öğretmişse bunu ne Pantürkizmle izah etmek mümkündür ne Turancılıkla. Onları motive eden sevgi gibi, saygı gibi, şefkat gibi, merhamet gibi birtakım insani değerler olmasaydı ne bu kadar başarı elde edilebilirdi ne de bu kadar ülke bu insanlara kucak açabilirdi. Hiçbir endişeye ve komplekse gerek yok. Karşımıza çıkan manzara Türk emperyalizmi de değil, Türkçe hegemonyası da. Öyle bir durum vaki olsaydı, ne Türkiye kendi kültürlerini de tanıtmaya gelen bu rengarenk çocukları bu kadar sevgiyle bağrına basabilirdi ne de bu çocuklar Türkçe öğrenmenin mutluluğunu bu kadar muazzam bir atmosferde kutlayabilirdi…

Türk medyası Olimpiyatlar’ın ne kadar büyük bir boşluk doldurduğunu ve ne kadar sevecen bir muhteva içerdiğini belki başta tam anlayamadı. Belki de tam anlatılamadı ilk yıllarda. Ancak 9.sunu idrak ettiğimiz Olimpiyatlar’ın bizim medya dünyamıza da bir renk kattığı artık ortada. Türkçe Olimpiyatları, dil hassasiyetimizin her geçen gün daha da azaldığı bir dönemde halkımız için de umut dolu bir ufku işaretliyor. Ve bunu yaparken renk farkını, ırk farkını geri planlara atarak insan sevgisini inşa ediyor. Belki de bu yüzden düşünce ve kimlik farklarına rağmen her vicdana meltem gibi dokunup geçiveriyor Türkçe Olimpiyatları. Emeği geçen herkesi ayakta alkışlamak (onların öyle bir talebi olmasa bile) tarihi bir sorumluluk olsa gerek…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: