Yaşar Tunagür Hocaefendi

Onun yaptığı o coşkun konuşmalar, o güne kadar duyduğum en içten ve en samimi konuşmalardı. Hutbelerinde muhakkak sahabeden örnekler verirdi. Ben zaten sahabe aşığı idim. Bu da beni onu dinlemeye koşturan sebeplerden biriydi.

  • @YasarTunagur

  • Kategoriler

  • Güncelliğini yitirmiş bazı konular kaldırılmaktadır (Ücetsiz site olmasından dolayı kısıtlama yapılıyor) anlayışınız için çok teşekkürler
    Sitemizdeki linkleri veya Videoları açamayanlar Dns lerini 208.67.222.222 208.67.222.220 Yapsınlar

Posts Tagged ‘Tesbihat’

Komutla Tesbihât, Salât-ı Münciye ve Namaz Takkesi

Posted by tunagor 25/12/2012

Posted in Sohbet ve Makale | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Ahmet Kurucan İnsanlığa niyet etmek

Posted by tunagor 11/06/2012

İkindi namazını kılmış; o gün âdeti olmamasına rağmen belki de birkaç dakikalığına hasbihâl etmek için tesbihat sonrası koltuğa oturdu. Bir çocuk, babasının da cesaretlendirmesi ile kalktı ve huzura gelip el öpmek istediğini söyledi. “Ben el öptürmüyorum” dedi çocuğun başını okşayarak. Çikolata getirilmesi için işaret etti etrafındaki birisine ve çocuğu yanına oturttu. Halka halinde iki yanına oturmuş az sayıdaki insanı gözleri ile süzerken bu manzarayı sessiz-sakin bir şekilde seyreden boynu bükük bir başka çocuğa gözü ilişti. O mahcup çocuğun daha fazla mahzun ve mükedder olmaması için “sen de şuraya gel, otur” dedi ve ona yanında yer gösterdi.

Hocaefendi ortada, çikolataları ellerinde iki küçük çocuk yanında, sevgiyle, muhabbetle, merhametle okşanan saçlar, insanların yüzlerinde tebessüm. Manzara aynen böyle. Şefkatin mücessem bir şekli gibi geldi bana o an bu manzara ve birden aklıma Efendimiz (sas) geldi. Annesinin, ‘sana hizmet etsin’ diye verdiği ve tam 10 yıl yanında kalan Hz. Enes’le, onun kardeşi Umeyr ile, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin ile ve hadis kitaplarında yer alan daha nice çocukla münasebetleri gözümün önüne geldi. Ve hiç düşünmeksizin birden kendimi bir soru sorarken buldum. Spontane dediğim de bu zaten.

Önce bir izah; Nugayr, Umeyr’in vefat eden, serçeye benzer küçük kuşunun adı. Ölmüş kuşcağız bir gün. Onu üzgün gören Efendimiz (sas), abisi Enes’e sormuş; nesi var kardeşinin diye. O da anlatmış hadiseyi. Efendimiz (sas) kalkmış Umeyr’in yanına gitmiş; adeta ona teselli verir ya da taziye verircesine: “Ya Umeyr! Senin Nugayr’e ne oldu?” demiş.

Soruya gelince; “Nebiler Serveri’nin (sas) etrafındaki küçücük bir çocuk dahi olsa, onu tanıması, derdiyle dertlenmesi, teselli ve tesliyede bulunması…” soruyu tamamlamaya gerek kalmamıştı. “Efendimiz (sas) diriğ etmeden etrafındaki herkesin her türlü derdi ile ilgilenirdi.” dedi, benzeri örnekleri sıraladı ve şöyle bağladı sözlerini: “Derin insanlık…”

Spontane ikinci soru ise şuydu: “Pekâlâ bizlerin bu ölçüde küçük-büyük demeden çevremizle ilgilendiğini düşünüyor musunuz?” Hassas bir ruh, mütecessis bir göz, engin bir tecrübe ve iflah etmez bir takiple etrafını sürekli kolaçan eden birisinin gözlem sonucunu almak için iyi bir fırsattı bu. Çok kısa bir süre durdu, düşündü. Nezaketi ve nezaheti sanki mani oluyordu bu soruya cevap vermek için. Belki kırarım diye korkuyordu etrafındakileri. Cevabı okuyunca siz de böyle yorumlayacaksınız o kısa müddet susması ve düşünmesini, bundan eminim. Dedi ki: “Niyet ediyor ve niyetimizin sevabını alacağımızı düşünüyoruz.”

Siz nasıl anlar, nasıl yorumlarsınız bu cevabı bilmem ama bizim kullandığımız dile tercüme edeyim anladığım kadarıyla; hayır; ilgilenmeyi düşünüyor, niyet ediyor ama ilgilenmiyorsunuz.

Sözün geldiği bu noktada sizi isterseniz yıllar öncesine götüreyim. Hocaefendi’ye Bornova Camii’nde vaizlik yaptığı yıllarda soruyorlar, yatsı namazı öncesi soru-cevap sohbetlerinde: “Niyet insanı kurtarır mı?” İrticalen verdiği cevabı çok net Hocaefendi’nin: “Neticede bir iş ve amele götüren niyet insanı kurtarabilir. Aksine, azim ve gayrete inkılâp etmeyen bir niyet ise asla…” Sonra bu cevabın açılımını yapıyor ve diyor ki: “Niyet, bir kast ve teveccüh, bir azim ve şuur demektir. Niyet sayesinde insan, nereye yöneldiğini, ne istediğini bilir ve yine onun sayesinde bir bulma ve elde etme şuuruna ulaşır.”

Niyetin, Hocaefendi’nin yaptığı mezkûr tarif ve fonksiyonu açısından “niyet ediyor ve niyetimizin sevabını alacağımızı düşünüyoruz” cevabına geri dönecek olursak, anlaşılan o ki bizim niyetimizde bir problem var. Zira niyetimiz söz konusu çerçeve içinde kendine yer bulan bir niyet olsaydı, bizi amele götürürdü. Hocaefendi’nin gözlemleriyle götürmediğine ya da götürse bile istenilen, arzu edilen, olması gereken yerde bulunmadığına göre bizim niyetlerimizi tashih etmemiz gerekmekte. Çünkü Hocaefendi’nin mezkûr cevabının ilerleyen kısımlarında söylediği gibi “niyete dayandırmadan ne bir şeye varlık kazandırabilmek ne de sonra onu devam ettirebilmek mümkün değildir.”

Bilmiyorum sizde mi öyle düşünüyorsunuz ama insani münasebetlerimizin mekanikleştiği kanaatindeyim ben. Ebeveyn çocuk ilişkilerinde de, akrabalar arası münasebetlerde de, iş, okul, mahalle vb. sosyal münasebetlerin hepimizin hayatını örgülediği yerlerde de mekanik ilişkilere sahibiz. İslamî kültürümüzün beşeri münasebetler adına önümüze koyduğu en önemli ölçü olan “Allah rızası” yerini tek veya çift taraflı menfaate terk etmiş durumda. Sanki münasebete geçen iki insan değil de iki devlet. Çünkü menfaat, devletlerarası münasebetin merkeze koyduğu bir olgudur. Candan, kandan, gönülden diyebileceğimiz samimi dostluklar sanki yok. İsterseniz istisnaları hesaba katarak insafsızlık etmeyelim ve gün geçtikçe azalıyor diyelim.

Hadis-i şerifteki -ki İmam Şafii’nin yorumuyla dinin yarısını teşkil eder bu hadis diyor- “ameller niyetlere göredir” sözünü nereye koyacağız diyebilirsiniz bütün bu söylenenler karşısında. Şöyle söylenebilir diye düşünüyorum; sebepler dünyasında yaşayan ve imtihan amacıyla bu dünyaya gönderilen insanlar olarak plan ve programımızı Allah’ın rahmet ve merhametini, Rahimiyet ve Rahmaniyetini unutmamakla beraber adaletine göre yapmak zorundayız. Çevremizi koruyup kollamada “Niyet ediyor ve sevabını alacağımızı düşünüyoruz” demek bence Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerinin tecellilerine güvenin göstergesi. “Neticede bir iş ve amele götüren niyet insanı kurtarabilir. Aksine, azim ve gayrete inkılâp etmeyen bir niyet ise asla…” cevabı ise adalete vurgu yapıyor.

Öyleyse niyetlerimizin hakiki manada niyet olması için kendimizi bir kez daha kontrol edelim. Buna ait ne güzel bir yol haritası çizer Hocaefendi bize. Der ki: “Her şey evvela zihinde bir tasarı olarak belirir. İkinci bir teveccühle planlaştırılır. Daha sonra da azim ve kararlılıkla tahakkuk ettirilir. Bu ilk tasarı ve plan olmadan, herhangi bir işe başlamak neticesiz olacağı gibi, irade ve azim görmeyen her tasarı ve plan da akim ve neticesiz kalacaktır.”

Koca Sultan Fatih Mehmet Han ile bitireceğim. O der ki: “Hüner, bir şehir bünyâd eylemektir. Reaya kalbin âbâd eylemektir.”

tamamı

Posted in Ahmet Kurucan | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

BÜYÜK NAMAZ TESBIHATI

Posted by tunagor 25/11/2011

Posted in Dua | Etiketler: | Leave a Comment »

Suat Gözütok Tesbihat

Posted by tunagor 19/10/2011

Posted in Dua | Etiketler: , | Leave a Comment »

Tesbihat

Posted by tunagor 18/10/2011

Sabah Namazı Tesbihatı
indir (Sabah-mp3)

İkindi Namazı Tesbihatı
indir (ikindi-mp3)

Akşam Namazı Tesbihatı
indir (akşam-mp3)

Yatsı Namazı Tesbihatı
indir (Yatsı-mp3)

Posted in Dua | Etiketler: | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 6.012 takipçiye katılın