Yaşar Tunagür Hocaefendi

Onun yaptığı o coşkun konuşmalar, o güne kadar duyduğum en içten ve en samimi konuşmalardı. Hutbelerinde muhakkak sahabeden örnekler verirdi. Ben zaten sahabe aşığı idim. Bu da beni onu dinlemeye koşturan sebeplerden biriydi.

  • @YasarTunagur

  • Kategoriler

  • Güncelliğini yitirmiş bazı konular kaldırılmaktadır (Ücetsiz site olmasından dolayı kısıtlama yapılıyor) anlayışınız için çok teşekkürler
    Sitemizdeki linkleri veya Videoları açamayanlar Dns lerini 208.67.222.222 208.67.222.220 Yapsınlar

BERAT KANDİLİ-SORU VE CEVAPLARI

Posted by tunagor 04/07/2012

1-BERAT KANDİLİNDE KUR’AN’DAN HANGİ SURELERİ OKUMAK FAZİLETLİDİR?

Kur’an’da bazı sure ve ayetlerin fazileti diğerlerine göre daha fazladır.
Kur’an-ı Kerim’den surelerin ve ayetlerin faziletleri hakkında hadis-i şerifler:
1- Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kur’an-ı Kerim’de otuz ayetlik (şanı yüce) bir süre vardır. Bu süre
(kendisini okuyan) kimseye (kıyamet günü) şefaat eder ve Allah’ın onu affetmesini sağlar. Bu süre
Tebarekellezi bi-Yedihi’l’Mülk’dür” (Ebu Davud’daki rivayette: “(Okumak suretiyle) arkadaşlığını
kazanan kimseye sure şefaat eder” denilmiştir.) Ebu Davud, Salat 327, (1400) (veya Ramazan 10);
Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 9, (2893)
2- Râvi: İbnu Abbas
Tirmizi’de, İbnu Abbas’tan gelen bir diğer rivayette, İbnu Abbas (ra) Resulullah (sav)’ın şöyle dediğini
belirtir: “Bu süre (kabir azabına, veya kabir azabına sebep olan günahlara karşı) engeldir, bu süre
kurtuluş sebebidir, kişiyi kabir azabından kurtarır.” (Rezin şunu ilave etmiştir: “İbni Şihab demiştir
ki: “Humeyd İbnu Abdirrahman’ın bana haber verdiğine göre, Resulullah şöyle buyurmuştur: “Mülk
suresi, kabirde, arkadaşı yerine mücadele eder (ve onu azabtan korur))
Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 9, (2892)
3- Râvi: İbnu Mes’ud
Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “Bakara Suresinin sonundaki iki ayeti geceleyin kim okursa o iki
ayet ona kafi gelir.”
Buhari, Megazi 12, Fedailu’l-Kur’an 10, 17, 37; Müslim, Müsafirin 255, 256, (807-808); Ebu Davud,
Salat 326, (1397); İbnu Mace, 183, (1369); Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 4, (2884)
4- Râvi: Ebu Ümame
Hz. Peygamber (sav)’i işittim, diyordu ki: “Kur’an-ı Kerim’i okuyun. Zira Kur’an, kendini okuyanlara
kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir.” Zehraveyn’i yani Bakara ve Al-i İmran surelerini okuyun!
Çünkü onlar kıyamet günü, iki bulut veya iki gölge veya saf tutmuş iki grup kuş gibi gelecek,
okuyucularını müdafaa edeceklerdir. Bakara suresini okuyun! Zira onu okumak berekettir. Terki ise
pişmanlıktır. Onu tahsil etmeye sihirbazlar muktedir olamazlar.” (Bir rivayette şu ziyade mevcuttur:
Bir rekatta, secdeden önce, bir kul onu okur, sonra da Allah’tan birşey isterse Allah istediğini mutlaka
verir.”)
Müslim, Müsafirin, 252, (804)
5- Râvi: Enes
Resulullah (sav) buyurdular ki: “İza cae nasrullahi ve’l-feth” süresi Kur’an-ı Kerim’in dörtte birine
denktir”
Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 10, (2897)
6- Râvi: İbnu Abbas
Cibril (a.s.), Hz. Peygamber (sav)’in yanında otururken yukarıda kapı sesine benzer bir ses işitti. Başını
göğe doğru kaldırdı. Cibril(a.s) dedi ki: “İşte gökten bir kapı açıldı, bugüne kadar böyle bir kapı asla
açılmamıştır Derken oradan bir melek indi. Cibril (a.s.) tekrar konuştu: “İşte arza bir melek indi,
şimdiye kadar bu melek hiç inmemiştir. Melek selam verdi ve Hz. Peygamber (sav)’e: “Sana verilen
iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambere verilmemişlerdi: Onların biri
Fatiha Süresi, diğeri de Bakara Süresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sana
mutlaka büyük sevap verilecektir” dedi.
Müslim, Müsafirin 254; Nesai, İftihah 25.
7- Ravi: Ebu Hüreyre
Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim geceleyin Duhan suresini okursa, yetmiş bin melek kendisine
istiğfar ettiği halde sabaha erer.”
Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 8, (2890)

2-BERAT KANDİLİNE ÖZEL NAMAZ VAR MIDIR?

Berat gecesi akşam ile yatsı arasında ikişer rekattan oluşmak üzere toplam 6 rekat namaz kılınır ve
namazlardan sonra yasini şerif okunur. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?

Bu geceye özel bir namaz bulunmamaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizlere de şöyle
buyurmuştur:
“Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-
ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu
affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifaâ dileyen yok mu; ifâ vereyim. “
“Allah Teâlâ Şaban’ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah’a
ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. ” (İbn Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).
O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir
namaz şekli yoktur.

3-KANDİLLERDE İBADET BİD’AT Mİ?

Bilindiği gibi bazı gün ve geceler kutlanmaktadır. Kasdettiğim bu geceler: Berat, mevlüd,
kadir, miraç geceleri. Şimdi bunlara bazıları bidat diyor. Bunların kutlanmasını islamiyetten
uzak görüyor ve bunlarla ilgili hadisin olmadığını söylüyorlar. Bu gecelere has bazı zikir
ve ibadetlerin bidat olduğunu hatta günah olduğu kanaatindeler. Bu konu hakkında bilgi
alabilir miyim?
Kandil gecelerinde ibadet edilmesi bidat değildir. Nitekim Peygamberimizin özellikle Berat ve
Kadir gecelerinde ibadet edilmesi ve bu gecelerin fazileti hakkındaki rivayetleri vardır.
Nasıl ki Efendimiz’in Mevlid kandillerinde, Onun kutlu doğumunu anlatan Mevlidler okunur;
öyle de Mi’rac kandillerinde, bu semavî seyehati anlatan Mi’râciyeler okunur.37 Mevlid–
i Nebi şairi Süleyman Çelebi’nin “Söyleşirken Cebrail ile kelâm / Geldi Refref önüne, verdi
selâm” beytiyle başlayan mi’raciyesi meşhurdur. Bu kandil gecesi, Mi’rac olayını anlatan
hadîsler ve kitaplar yeniden okunmalı, toplantılar düzenleyip mi’raciyeler okutulmalıdır.
Gönüller ilâhilerle coşmalı, ilmî–manevî sohbetlerle kendinden geçmelidir. Kur’ân’dan
özellikle [İsra, 17/1, 22–39. âyetleri, Necm 53/1–18; Bakara, 2/285–286> âyetleri ve tefsirleri
okunabilir. Eğer kişi, Kur’ân’ın dilinden kalp kulağıyla iman derslerini dinleyip başını kaldırıp
vahdete tam yönelse, “kulluğun mi’racı”yla kemalat arşına çıkabilir.38 Mi’rac’ta iman
hakikatleri gözle görüldüğü için, bu kandil gecesi imanî konuları ve o konular içinde Mi’rac’a
ait meseleleri derinlemesine okuyup mütalâa etmek lâzımdır.39 “Mi’rac–ı imânî”40 ile âdeta
İlâhî mükâlemeye nail olmalıdır.
Camilerde cemaatle kılınan akşam ve yatsı namazları ve okunan Kur’ân’larla kıvamını bulan
ruhlar, daha sonra evlerine çekilmeli, evlerindeki mescid–i haram mesabesindeki odalarından
seccade burak’ına binerek ilham cebrail’i eşliğinde ihlas mescid–i aksa’sına varmalı; orada
gözyaşıyla karışık bir kâse mânâ sütü içtikten sonra secdelerin mi’racıyla yükselip âyetlerin
kanatlarında ruhunun mülk ve melekût semalarına yelken açmalı, her rek’atta âdeta bir
kat yukarılarına doğru yücelmeli, bir noktadan sonra binit değiştirip ihsan41 refref’ine
binerek kendi kemal sidre–i müntehalarında pervaz etmeli, nihayet insanda arş–ı azam
mesabesindeki kalbin derece–i ufkuna urûç ile tâ kâbı kavseyne ulaşıp “et–tahiyyâtü”nün
sırrıyla huzur–u kibriya’da sünûhât ve ilhâmât ötesi bir nevi mükâleme–i İlâhiye ve
müşahede–i Rabbâniyeye mazhar olmalıdırlar.
4-KANDİL GECELERİ NE ZAMAN BAŞLAR, ORUÇLARI BİR GÜN ÖNCE Mİ, SONRA MI
TUTULUR?
Kandil geceleri için tavsiye edilen “geceyi ibadetle, gündüzünüde oruçla geçirmek”
ibaresinde mübarek gecenin gündüzü hangisi oluyor. Geceden önceki gün mü? Yoksa
sonraki gün mü? Mesela: Regaib kandili perşembe ile cuma arasındaki gece olduğuna göre
bu gece için nafile oruç tutmak istediğimizde perşembe günü mü yoksa cuma günü mü
tutulmalı… Diğer kandil gecelerini de ilave ederek izah eder misiniz?
Kandil gecesi akşam namazından başlar sabah namazına kadar devam eder. Akşam vaktinden
itibaren kanndiller ihya edilmeye başlanabilir. Tam olarak vakti günün değiştiği gece yarısı

olan, saat 12 dir.
Geceden önceki ve sonraki gündüzde oruçlu olmak efdaldir. Yalnızca geceden sonraki günde
de oruç tutulabilir.
Mesela mirac kandili cumayı cumartesiye bağlayan gece ise cuma günü ve cumartesi günleri
oruç tutulabilir. Efdal olanı cumartesi günü tutmaktır.
Regaib kandili perşembe ile cuma arasındaki gece olduğuna göre cuma günü oruç tutmak
efdaldir. Bundan önce perşembe günü de oruç tutulabilir.
Cuma günü oruç tutmak tenzihen mekruh görülmüştür. Ancak Arefe veya kandil gibi
mübarek günler Cuma gününe denk geldiği takdirde tutulmasının bir mahzuru yoktur.
Cumada yalnız olarak oruç tutmanın mekruh olmasının sebebi Hz. Peygamber’in (s.a.) şu
hadisidir: “Geceler arasında sadece cuma gecesini ibadete tahsis etmeyin; yine günler
arasında oruç tutmak için sadece cuma gününü tahsis etmeyin. Ancak sizden biri adeti olan
bir orucu tutuyorsa bu müstesnadır.”
(Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir. Cemaat de onu Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir. Lafzı
şudur: “Önce veya sonra bir gün oruç tutmadan sadece Cuma günü oruç tutmayın” (Neylü’l
Evtar, 4, 249; İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Vehbe Zuhayli, c.3, s. 124)
Hadis-i Şerifte belirtilen “sizden biri adeti olan bir orucu tutuyorsa bu müstesna” ifadesinden
Kandil günleri oruç tutmayı adet edinenler Cuma günü kandile denk gelirse yalnız cuma günü
oruç tutabilir manası çıkar.

5-KANDİL KUTLAMALARI BİD’AT MİDİR?

Kadir dışındaki gecelerin kutsallığı hakkında Kur’an’da herhangi bir bilgi bulunmaz. Hadis’te
de Beraet gecesi dışındaki geceler hakkında kesin sayılabilecek bir bilgi ve yönlendirme
yoktur. Bu nedenle bazı İslâm bilgin ve hukukçusu bu gecelerin kutlanmasına, hem de bu
gecelerde toplu biçimde ibadet yapılmasına bid’at olduğu gerekçesiyle karşı çıkmışlarsa da
İslam toplumu içerisinde bu gecelerde ibadet etmek yaygınlaşmıştır. Ayrıca bu gecelerin
kutlanmasını nehyeden bir rivayet de yoktur.
Zaman ve mekânlar bütün kıymet ve kutsiyetini, hakikatte Allah’ın dilemesinden alırlar.
Bu İlâhî dileme ise varlıklar için binbir maslahat ve hikmetler içerir. Ayrıca o zaman
dilimlerinde gerçekleşen mühim olaylar ve o mekânları dolduran kıymettar mekînler de,
içinde bulundukları zaman ve mekâna değer kazandırmışlardır. İslâm’da mübarek zaman
dilimlerinin kudsiyeti de meşiet–i İlâhî’den geldiği için, Müslümanlara sonsuz feyz ü bereketin
nüzulü için birer vesile olmaktadırlar. Mübarek ay, gün ve geceler, İslâm’ın şeairindendir;
hususi kıymetleri ve kerametleri vardır. Kâinat, semavat, feza–yı âlem ve bütün varlıklar1 bu
kutlu zaman dilimlerine hürmet etmektedir.2
Âyet veya hadîslerin, kutsallığını tespit ettiği ve Mü’minlerin de yüzyıllardan beridir kutladığı
bu mübarek ay, gün ve geceler, senenin içine dağılmış vaziyette bulunmaktadır. Sevgili
Peygamberimiz (sas)’in hicretini esas alan ay takvimine göre Recep, Şaban ve Ramazan
ayları öncelikli olan kutsal aylardır. İslâm toplumunda bu aylara Şühûr–u Selâse (Üç Aylar)
denilmiştir. Eşhürü’l–Hurum (Haram Aylar) ise Muharrem (ki senenin ilk ayıdır), Zilkade,
Zilhicce ve Recep aylarıdır. Mübarek günlere gelince: Hicrî Yılbaşı, Aşûre Günü, Arafe Günü,
Ramazan ve Kurban Bayramları, Cuma Günleridir. Bu yazıda kutlu zaman dilimleri içinden
yalnızca kandil geceleri üzerinde durulacaktır. Mevlid kandili hariç diğer kandillerin hepsi
Üç aylar içindedir ki bunlara dört Leyâli–i Mübareke (Müberek Geceler) denilir. Regâib
ve Mi’rac kandilleri Receb ayında, Berâat kandili Şaban ayında, Kadir gecesi de Ramazan
ayındadır. Mevlid–i Nebi ise Ramazan’dan beş ay sonraki Rebiü’l–evvel ayındadır. “Üç ayların
kendilerine mahsus bir tadı bir şivesi vardır ki, onları yılın diğer aylarından ayırır.
Her ayın güzellik ve nefâsetinin zahirî duygularımızla hissedilip yaşanmasına mukabil,

bu müstesna zaman dilimi kalple ve bâtınî duygularla yaşanır… Üç ayların başlangıcı,
kamer birkaç gün önce zuhur etse de, rağbetlere açık inayetle tüllenen bir perşembe
akşamı ‘merhaba’ der ve bir mızrap gibi gönüllerimize iner. Ulu günlere ve daha bir ulu güne
akort olmaya teşne duygularımızı ilk defa uyarıp coşturan ‘Regâib’ bir ses ve enstrüman
denemesi gibidir. Yirmi küsur gün sonra gelecek olan Mi’rac ise, tam hazırlanmış ve gerilime
geçmiş ruhlar için âdeta, semavî düşüncelerle, gök kapılarının gıcırtılarıyla ve uhrevîlik
esintileriyle gelir. Berâat bu tembihlerle uyanmış ve tetikte bekleyen sinelere kurtuluş
muştularıyla seslenir. Kadir Gecesi’ne gelince, bu kadirşinas insanları, tasavvurlar üstü
ve ancak bir aylık bir cehd ile elde edilebilecek feyiz ve bereketle kucaklar ve onları afv u
mağfiret meltemleriyle sarar.”
6-KANDİL GECELERİNDE CİNSEL İLİŞKİ GÜNAH MI?

Benim düğün günüm miraç kandili gününe ve cuma denk geliyor ve söylentilerde kandil gecesi
gerdeğe girilmediğini duydum ve araştırdığımda da kandil gecesi gerdeğin sevap olduğunu ve
arapların da en çok cuma günü evlendiklerini buldum. Tam emin olamadığım için size sorma ihtiyaç
duydum. Bu konuda bana yardımcı olursanız sevinirim.
Kandil gecelerinde cima câizdir.

Kandil gecesi cinsel ilişkide bulunmanın bir sakıncası yoktur. Ancak elden geldiği kadar bu geceyi
ibadetlerle geçirmeye çalışmak gerekir.

Bazı âdâb kitaplarında, cima vakitleriyle ilgili zamanlardan ve bu vakitlerin doğacak çocuklar
üzerindeki tesirlerinden bahsedilmiştir. Bunlar dini bakımdan uyulması gereken bağlayıcı
hükümlerden değildir. Fakat bahsedilen vakitlerin gözetilmesi zararlı olmaz, faydalı olur.
Cima için tavsiye edilen vakitler:
Pazartesi, Salı, Perşembe, Cuma geceleri ve gündüz öğleden önce.
Tavsiye edilmeyen vakitler:
1- Hafta içinde Pazar gecesi ve Çarşamba gecesidir.
2- Kameri aylarının birinci, onbeşinci ve sonuncu geceleri.
3- Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri,
4- Berât gecesi;
5- Yola çıkılacak gece;
6- Gündüz öğleden sonra.
Bunlar da bir tavsiyedir. Şehvetlenip haram işlemek mesela yabancı kadında şehvetle bakma tehlikesi
varsa mekruh olmaz. Bilakis beraber olmak lazım olur. Güne, zamana bakılmaz.
Burada çok sorulan bir konuya açıklık getirelim:
Bir günün gecesi, gündüzden önceki gecedir. Örneğin Cuma Gecesi, Perşembeyi Cumaya bağlayan
gecedir.
7-KANDİLLERDE ORUÇ TUTMANIN HÜKMÜ

Kandil gecelerinde oruç tutmak sünnettir. Hususan Berat gecesinde oruç tutulması ile ilgili
hadisler bulunmaktadır.
Hz. Peygamber: “Şaban’ın ortasındaki (Berâat kandili) geceyi ibadetle ihya ediniz,
gündüzünde de oruç tutunuz. Allah Tealâ o akşam güneşin batmasıyla dünya semasında
tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen, onu affedeyim. Yok mu
benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim.
Yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der.” buyurmuştur.1 Bir diğer hadîste ise, Berâat kandilinde
yapılacak duaların geri çevrilmeyeceği müjdesi verilmiştir.2
1) İbn Mace, İkame, 191.
2) Suyûtî, Celalüddin, Câmiu’s–Sagîr, 3/454, Beyrut, 1972.

8-KANDİL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
Müslümanlarca kutsal sayılan gecelere verilen ad. Bu geceler ramazan’ın yirmi yedinci gecesi olan
Kadir, Receb ayının yirmiyedinci gecesi olan Mirac, Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berat, Receb

ayının ilk cuma gecesi olan Regaib ve Rebiülevvel ayının onikinci gecesi olan Mevlid’tir.
Osmanlılar döneminde, II. Selim (1566-1574) zamanından başlayarak minarelerde kandiller yakılarak
duyurulduğu ve kutlandığı için Kandil olarak anılmaya başlayan gecelere Kandil-i Şerif de denir. Ayrıca
her gece, Leyle-i Kadir, leyle-i Mirac gibi terkiplerle de anılır.
Hicretten üçyüz yıl sonra ilk kez Mısır’da, Fatimiler döneminde Mevlid; dörtyüzyıl sonra da Kudüs’te
Mirac, Regaib ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle
geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerine yayılarak
gelenekleşti.
Yaygın bir gelenek durumuna geldikten sonra da kandiller hakkındaki tartışmalar sürmüş, bilginlerin
bir bölümü şiddetle karşı çıkarken bir kısmı da kutlamaların bid’at olduğunu kabul etmekle birlikte
hasenliği, güzel gelenekler olduğunu söyleyerek cevaz vermiştir.
Günümüzde de kandiller camilerde okunan mevlid ve Kur’an’la, yapılan dua ve ibadetlerle canlı
biçimde kutlanmaktadır. Hayra vesile olması açısından güzel birer adet olmuştur.
Rabîulevvel ayının onikinci gecesi Sevgili Peygamberimiz’in doğum gecesi (mevlid) olarak
kutlanmaktadır. Bu gün ve gecede bir kutlama, ibadet ve merasim yapılacağına dair âyet ve hadis
yoktur. Bu vesile ile Peygamberimizi anmak, onun örnek hayatını ve üstün meziyetlerini hatırlamak ve
hatırlatmak faydalıdır. Ancak “mevlid gecesi sebebiyle yapılanları” dine katmak, “bu sünnettir,
tanımlanmış ibadettir” demek bid’at olur.
Muharrem ayının başı aynı zamanda müslümanların takvim yılbaşıdır. Hz. Peygamber’in (s.a.)
Mekke’den Medine’ye göçmesi olayı bu takvime başlangıç kılınmıştır. Bu sebeple O’nun mücadelesini,
hayatını, tebliğ ettiği dinin (İsam’ın) özelliklerini bu vesile ile dile getiren kutlamalar, toplantılar,
anmalar yapılabilir. Bunlar özel mânada ibadet değildir.
Berat gecesi olduğu söylenen Şaban’ın ortasının gecesi hakkında rivayet edilmiş hadisler vardır; ancak
bu hadislerin sıhhati tartışmalı olduğu gibi sağlamca olanların içlerinde “berat” kelimesi de
geçmemektedir. Hz. Peygamber ve sahabe devirlerinden sonra bazı alimler ve halk bu geceyi ibadetle
geçirme şeklinde bir davranış içine girmişlerdir.
Kadir gecesi hakkında âyetler ve hadisler vardır; bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu
bilinmektedir. Ancak Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğu kesin olarak bildirilmemiştir.
Ramazangecelerinin tamamı Kadir olabilir. Kadir gecesine ait de bir namaz veya başka bir belli ibadet
yoktur.
Mi’rac Hz. Peygamber’e büyük bir ihsan, eşsiz bir armağandır; ümmetinin de bundan büyük bir nasibi
vardır. Mi’rac gecesi Hz. Peygamber’i, başta mirac olmak üzere genellikle mucizeleri, o gece armağan
edilen namaz ibadetinin önemini, İsra sûresini ve orada geçen dini, ahlaki hükümleri anmak,
anlatmak, temsil etmek elbette yararlıdır ve yapılmalıdır. Ancak gerek bunları ve gerekse başka meşru
şeyleri yapmak “miraç gecesine mahsus” bir sünnet, bir ibadet değildir; böyle anlaşılırsa dine ekleme
yapılmış olur.

9-HER GÜNÜM VE GECEM NASIL KANDİL GÜN VE GECELERİ GİBİ OLABİLİR?
Mübarek kandil günü ve gecelerinde elimden geldiği kadarıyla diğer gün ve gecelere
kıyasla daha fazla ibadet ve okuma yapıyor, ruhen hafiflediğimi ve mutlu olduğumu
hissedebiliyorum. Ancak ertesi gün tekrar günah dünyasına adım atmamla bu huşu
azalıyor. Her gün ve gecemin kandil geceleri gibi huşu ve huzurlu olabilmesi için bana neler
tavsiye edersiniz.

Kendini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Ancak, az da olsa tecrübe ettiğimiz birkaç konuyu size
arzedeceğiz:
a. Ameller niyetlere göredir. Bütün işlerimizde ihlası, samimiyeti, Allah’ın rızasını kazanma
noktasındaki arzularımızı hep ön planda tutmalıyız.
b. Tefekkürü meslek haline getirmeliyiz. Allah’ın her an bizi görmekte olduğu, her bir sanatın
sanatkârını gösterdiği, ölümün her an gelebileceği, ahireti kazanmanın ancak dünyada mümkün
olduğu, varlığımız dahil bütün nimetlerin Allah tarafından bize verildiği vs. hususlarda tefekkür etmek
önemlidir.
c. Kalabalıklara uyarak kendimizi unutmamalıyız. Kendimizi unutmak, Allah’ı unutmak demektir.

Çünkü huzuruna çıkıp hesap vereceğimiz Allah’a karşı ödevlerimizi unutup, vurdum duymaz bir hale
girmemiz bile, bizim Allah’ı unuttuğumuzu ve bunun bir cezası olarak da Allah’ın bizi kendimize
unutturduğunu gösterir.
d. Kibir, gurur, enaniyet, kendimizi beğenmek gibi bir komplekse girmemeliyiz. Çünkü köleye kölelik
yakışır. Biz de Allahın kulları yani köleleriyiz. “Kibriya-u azamet Hakka yarar – Kul olanda bu sıfatlar ne
arar.”
e. Bütün dünyamızı ahirete endeksli olarak kurmaya çalışmalıyız.
f. İnsanlara – canlılara şefkat, ihtiyaç sahiplerine merhamet, din konusunda hamiyet, Allah’a kul
olmaktan başka, her şeye karşı ilan edilen bir hürriyet, nefis ile mücadelede hâkimiyet, Allah’a karşı
idrak edilen bir acziyet gösterdiğimiz gün manevî virüslere karşı afiyet kazanacağımız kesindir.
g. Bu asırda, ilimle aklımızı, kullukla da gönlümüzü fethetmeliyiz ki, mutlu olabilelim.
h. Bütün bunları yapabilmenin kaynağı ve sebebi ise Peygamber Efendimizin hayatını hayatımıza
hayat yapmaktır.
10-BERAT KANDİLİNİ NASIL DEĞERLENDİRELİM?
Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail
olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza–
i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak
yeniden hatırlamakta yarar var:
1. Kur’ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur’ân ziyafetleri verilmeli;
Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.
2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden
olma şuuru tazelenmeli.
3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar,111 onlar da ayrıca
kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.
4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri
nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.
5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.
6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet
ve inabede bulunulmalı.
7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.
8. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.
9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.
10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.
11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.
12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet,
hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.
13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten
okunmalı.
14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı;
ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.
15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.
16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde
vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.
17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman
kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.
18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer
yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları
istenmeli.
19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

11-MUAYYEN GÜNDE OLAN BAYAN KANDİLİ NASIL DEĞERLENDİREBİLİR?

Kandil günleri hep regl dönemime denk geliyor. dolayısıyla namaz kılamıyor oruç tutamıyorum.
arkadaşlar; sen yapmış gibi ibadet sevabını alırsın diyorlar. bu ne derece doğru? Rabbim sevabını

verse bile yapmadığım yapacak olsaydım bile ne kadar yapacağımı bilmediğim ibadete ne kadar
sevap veriyor? regl dönemim o döneme geldi diye üzülmek ayrıca hata mıdır?
Bu konuda üzülmenize gerek yoktur. İnsan niyetinden dahi sevap kazanabilir. Bir kimse kandil gecesi
ibadet etmeyi düşünürken regl olduğu için yapamasa da niyetinden dolayı sevap kazanabilir.
“Kadınlar namaz kılamadıkları âdetli ve lohusa oldukları günlerde
1. Kur’ân-ı Kerim okuyabilirler mi?
2. Âyetü’l-kürsi ve İhlâs okuyabilirler mi?
3. Besmele, kelime-i tevhid, kelime-i şehadet, salavat-ı şerife, tesbih ve zikir çekebilirler mi?
4. Dini kitapları okuyabilirler mi?
5. Radyodan dinledikleri Kur’ân’ı içlerinden tekrarlayabilirler mi?
6. Arapça Besmele yazabilirler mi?”
Bu soruların tamamına toplu olarak şöyle cevap vermeye çalışalım:
Cünüp, âdetli veya lohusa olan kadın Kur’ân âyetlerinden hiç birini okuyamaz, caiz değildir.
Bu hususta Resulullah (a.s.m.) şöyle buyururlar:
“Cünüp ve âdetli kadın Kur’ân’dan hiçbir şey okuyamaz.”1
Yani sırf Kur’ân-ı Kerim okumak niyetiyle bir âyetten daha az bile okuyamaz. Ancak dua, senâ, Allah’a
sığınma, zikir veya bir işe başlangıcında yahut öğretmek maksadıyla Kur’ân’dan bazı âyetleri okumak
caizdir.
Meselâ, bir ulaşım aracına binerken okunması sünnet olan “Sübhânellezî sahhara lenâ hâzâ vemâ
künnâ lehû mukrinîn (Her türlü noksandan münezzehtir o Allah ki, bunu bizim hizmetimize verdi,
yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi.”2
Aynı araçtan inerken de “Rabbenâ enzilnî münzelen mübâreken ve ente hayrü’l-münzilîn (Ey Rabbim,
beni hayır ve bereketi bol bir yere indir. Misafir ağırlayanların en hayırlısı Sensin).3
Bir musibet ve ölüm haberi alınca, “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Muhakkak biz Allah içiniz ve
muhakkak yalnız Ona dönücüleriz).4
Yine bir işe başlarken “Bismillâhirrahmânirrahîm” demek, şükür maksadıyla “Elhamdülillah” demek
de bu kabildendir.
Aynı şekilde Fâtiha, Âyetü’l-kürsî, Felâk, Nâs ve İhlâs Sûrelerini zikir maksadıyla, Allah’ı hatırlamak
düşüncesiyle okumak haram değildir.
Mâlikî mezhebine göre, hayızlı ve lohusa olan kadının az miktarda Kur’ân okumasında bir mahzur
bulunmamaktadır. Bu az miktar da yukarıda adı geçen sûreler miktarıdır. Bu meseleye delil olarak;
kadınların uzun süre bu halde kalmış olduklarından dolayı istihsânen caiz görmüşlerdir.
Hanbeli ve Hanefi mezhebine göre, Kur’ân-ı Kerimin kelimelerini heceleyerek, harf harf okumak
caizdir. Çünkü böyle bir okuyuş “kıraat”e girmemektedir. Yine tilavet olmadan Mushafa bakmayı,
sesini çıkarmadan içinden okumasını da caiz kabul etmişlerdir. Çünkü bu durumda da kıraatten
(okumaktan) söz edilmez.5
Bütün bu görüşler müçtehid imamların çeşitli delillere dayanarak vardıkları içtihad farklılıklarıdır ve
hepsi de doğrudur.
Bunun yanında, Kelime-i Şehâdet, Kelime-i Tevhid, istiğfar, salavat-ı şerife gibi tevhid ve zikir
cümlelerini bir veya birden fazla okumak caizdir.
Hanımların bugünlerde Kur’ân-i Kerimin dışında tefsir, hadis ve fıkıh gibi dinî kitapları ellerine almaları
İmam-ı Âzama göre caizdir. Ancak bu kitapların içinde bulunan âyetlere el sürmemeleri gerekir.
Kur’ân âyetlerinin bu durumda iken yazılması meselesinde el-Feteva’l-Hindiyye’de şu kayıtları
okuyoruz:
“Cünüp veya hayızlı olanların yazmakta oldukları satırların arasına Kur’ân’dan bir âyet yazmaları
mekruhtur. Fakat yazdıkları bu âyetleri okumazlarsa mekruh olmaz.
“İmam-ı Muhammed ise, bu kimselerin Kur’ân yazmamaları bana göre en sevimli davranıştır, diyerek
bu hususta ihtiyatlı ve dikkatli olmayı tavsiye etmektedir.”
Buna göre, Besmele de Kur’ân’dan bir âyet olduğundan hayızlı iken yazılmaması daha isabetli olur.
Bu arada hangi mezhebe bağlı olursa olsun, bu haldeki bir kadın Kur’ân’ın bir âyetine bile el süremez.
Ancak Kur’ân’a yapışık olmayan temiz bir bez ve kâğıtla tutabilir.
1 İbni Mâce, Tahâret: 105.

2 Zuhruf Sûresi, 13.
3 Mü’minûn Sûresi, 29.
4 Bakara Sûresi, 256.
5 Vehbe Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 1: 288-9.
6 İbni Mâce, Tahare: 119.
7 Bidâyetü’l-Müctehid, 1:110; el-fıkhu’l-İslâmî ve Edilletühû, 1: 422.

12-BERAT KANDİLİNDE BİR YILLIK KADERİMİZ YAZILIYORMUŞ, DOĞRU MUDUR?

Berat kandilinde bir senelik kader programım yazılacakmış bizim kaderimiz her sene berat
kandilinde mi yazılıyor yoksa biz doğmadan evvel yazılmadı mı?
İnsanın kaderi dünyaya gelmeden önce Levhi Mahfuzda yazılmıştır. Bazı âlimlere göre: Berâat gecesi,
emirlerin Levh–i Mahfuz’dan istinsahına (kopyalanmasına) başlanır, kâtip melekler bu geceden,
gelecek seneye müsaadif aynı geceye kadar olacak olan vak’aları Levh-i Mahfuzdan yazar ve bu işler,
Kadir gecesi bitirilir.
Rızıklarla alâkalı defter Mikail (as)’e; harpler, zelzeleler, saikalar, çöküntülerle ilgili defter Cebrail
(as)’e; amellerle alakalı defter, dünya göğünün sahibi ve büyük melek olan İsrafil (as)’e; musibetlere
ait nüsha da Azrail (as)’e teslim olunur. (Canan, Kütüb–ü Sitte, 3/287)
Rasûlulllah (sas): “Allah Tealâ tüm şeyleri Berâat gecesinde takdir eder. Kadir gecesi gelince de bu
şeyleri sahiplerine teslim eder.” buyurmuştur. Berâat gecesinde eceller ve rızıklar; Kadir gecesinde
ise hayır, bereket ve selametle alâkalı işler takdir edilir. Kadir gecesinde sayesinde dinin güç–kuvvet
bulduğu şeylerin takdir edildiği; Berâat gecesinde ise, o yıl ölecek olanların isimlerinin kaydedilip ölüm
meleğinin teslim edildiği de söylenmiştir. (Razi)

RAMAZAN VE MÜBAREK GÜN-GECELERDE ÖLMENİN HÜKMÜ

Benim merak ettiğim Ramazan günü ölen birisi ne gibi bir durumdadır çok merak ediyorum çok
sevdiğim birisi Ramazan’da vefat etti.
Üç aylarda ölmenin bir hikmeti var mı?
Ramazanda ölen kimse hakkında bir rivayet bilmiyoruz ancak cuma günü ölen kimse hakkında rivayet
bulunmaktadır.
Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:
“Bir Müslüman Cuma günü veya gecesi ölürse Cenab ı Hak onu kabir fitnesinden (sualinden ve
azabından) kurtarır.” (Tirmizî, Cenâiz: 73; Müsned, 2: 176.)
Bir insanın yaşantısı, onun inancını, amelini ve şahsiyetini gösteren bir ayna gibidir. Tanımadığımız
bir insanla biraz konuştuktan, beraber yolculuk ettikten veya bir alışverişte bulunduktan sonra onun
hakkında belli bir hükme varırız; iyi veya kötü adam deriz. Fakat bir insanın hem iyi taraflarını, hem
kötü taraflarını biliyorsak, onun hakkında karar verme hususunda da ölçümüz bellidir. İyi yönleri kötü
yönlerinden fazla ise iyi: kötü yönleri iyi yönlerinden fazla ise kötüdür. Başka bir ifade ile, bir insanın
iyilik ve kötülüğü Allah’a olan kuluğu ile ölçülür. Bir insan inandığı gibi yaşıyor, kulluk vazifelerini
yerine getirmeye gayret ediyorsa, o insan Allah katında iyidir ve makbul bir kuldur. Fakat imanı
olduğu halde, İslâma uymayan hal ve hareketleri varsa bu insan günahkâr insandır.
Bu çeşit insanlar ölünce onları nasıl bir âkibet beklemektedir? Peygamber Efendimizin bu konudaki
ifadeleri açıktır:
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz; nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.”
Bu gerçek başka bir hadiste de şöyle dile getirilir: “Kim ne halde iken ölürse, Allah onu o şey üzerine
diriltir.”1
Allah’a ve diğer iman esaslarına imanı sağlam olan bir insan, öldüğü zaman mü’min ve Müslüman
sayıldığından Müslüman muamelesine tâbi tutulur. Böyle bir insanın âhiretteki durumuna gelince, bu
hususta Peygamberimizin şu meâlde bir hadisi vardır:
“Kim Allah’tan başka bir İlâh olmadığını bilerek ölürse Cennete girer.”2
Bir insan öldükten sonra Müslümanların onun hakkındaki şehadetleri ve kanaatleri de önemlidir.
Müslümanlar o adamın imanlı, iyi bir insan olduğunu söylüyorlarsa, Cenab-ı Hakkın onların
şehadetine göre muamele edeceğine dair rivayetler vardır. Yine, Müslümanların aleyhinde şehadet
ettikleri kimse de ona göre muameleye tâbi olacaktır.

Sualinize gelince; bir insanın amelinin iyi olması için her şeyden önce sağlam bir imana sahip olması
gerekir. Bir mü’min mübarek gün ve gecelerin birinde vefat ederse, Cenab-ı Hakkın ona ayrı bir
muamele edeceğine dair bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:
“Bir Müslüman Cuma günü veya gecesi ölürse Cenab ı Hak onu kabir fitnesinden (sualinden ve
azabından) kurtarır.”3
Başta Cuma günü ve gecesi olmak üzere, Kadir Gecesi gibi diğer gün ve gecelerde vefat edenlere
Cenab-ı Hak o vakitlerin hürmetine ayrı bir muameleye tabi tutacaktır. Mübarek gün ve gecelerde
yapılan amel ve ibadetlerin sevabı, diğer günlere göre daha fazla olacağı gibi, o vakitlerde ölen
mü’minler de ayrıca Cenab-ı Hakkın af ve mağfiretine nail olurlar.Meselâ hadislerde Kadir Gecesinde
Cenab-ı Hakkın, Benîkelb kabilesinin koyunlarının sayısınca mü’mini affedeceği bildirmektedir ki,
şayet o mü’min böyle bir gecede, ölmeden önce Cenab-ı Hakkın affına mazhar olmuşsa haliyle bu
nimetten faydalanacak ve kurtulacaktır. Bunun gibi Ramazan ayı gibi mübarek bir ayda vefat etmek
de bir rahmet vesilesi olabilir. Fakat îmansız içinde düşmanlık hissi bulunan kimseler bu bahsin
dışındadır.(Mehmed Paksu Aileye Özel Fetvalar)

 

BENZER KONULAR:

Hocaefendinin 1979 Berat Kandili Vaazı

BEDİÜZZAMAN’IN BERAT GECESİ TEBRİKLERİ

Fethullah Gülen Hoca Efendi’den Beraat Gecesi Duası

BERAT KANDİLİ-SORU VE CEVAPLARI

Berat Kandili’nde neler yapılmalı, mübarek gece nasıl değerlendirmeli?

BERAT KANDİLİNDE KUR’AN’DAN HANGİ SURELERİ OKUMAK FAZİLETLİDİR?

EFENDİMİZİN(A.S.) NURLU İKLİMİNDE BERAT GECESİ

Nihat Hatipoğlu Berat Kandili Duası

Osman Ünlü – Berat Kandili

BERAT KANDİLİ VE İBADETLERİ

BERAT KANDİLİ-ÂYETLER

BERAT KANDİLİ DUASI

Berat, rahmet ve mağfiret gecesidir

BERAT GECESİ DUASI-M.FETHULLAH GÜLEN

Berat Kandilinin Önemi Nedir?

Berat Kandili – Nihat Hatipoğlu

Beraat Kandili Nedir? Özellikleri Nelerdir? Neler Yapılmalı? Faziletleri Nelerdir?

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 6.009 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: